Tüm Yazılara Dön
10 dk okuma
Çalışan Psikolojisi

Çalışanların Gözünden: Gerçekten Bağlılık Yaratan Nedir?

Kurum Psikoloğum
Kurum Psikoloğum
Endüstri ve Örgüt Psikoloğu
Çalışanların Gözünden: Gerçekten Bağlılık Yaratan Nedir?

Bir şirket workshop'unu düşünün. CEO, "Çalışanlarımızın bağlılığını nasıl artırabiliriz?" diye soruyor. Masanın etrafındaki yöneticilerin yüzünde tanıdık bir ifade var: "Yine mi bu konu?"

Evet, yine bu konu. Çünkü hala anlamadık. Çalışan bağlılığının masa tenisi masası veya pizza partisiyle sağlanamayacağını hala kavrayamadık.

Kurumsal psikoloji pratiğinden size şunu söyleyebiliriz: Çalışan bağlılığı, sandığınızdan çok daha basit ama uygulaması çok daha zor bir şey.

Dinlemek: En Basit Ama En Zor Olan

Örneğin bir çalışan odak grubunda, katılımcılardan biri yıllardır aynı şirkette çalıştığını ve fikrinin ilk kez sorulduğunu söyleyebilir. Bu durum pek çok kurumda karşımıza çıkabilir.

Düşünün: Bir insan yıllar boyunca her gün işe gelip gidiyor ve kimse ona "Ne düşünüyorsun?" demiyor.

Çalışan bağlılığı burada başlıyor işte. Dinlemekle. Gerçekten dinlemekle. "Kapım her zaman açık" demekle değil, gidip onların kapısını çalmakla.

Örneğin bir şirket ayda bir "Kahve Sohbetleri" düzenleyebilir: CEO dahil tüm yöneticiler, rastgele seçilen çalışanlarla kahve içer. Ajanda yok, sunum yok, sadece sohbet. İlk başta herkes tedirgin olabilir; ama düzenli ve samimi yürütüldüğünde bu tür buluşmalar çalışanların beklediği bir alışkanlığa dönüşebilir.

Güven: Kırılması Kolay, Onarılması İmkansız

Güven üzerine ne söylensem az. Bir kere kırıldı mı, yapıştıramazsınız.

Bir örnek senaryo düşünelim: Bir teknoloji şirketi pandemi döneminde "Kimseyi çıkarmayacağız" diyor. Çalışanlar maaşlarından kesinti yapılmasını bile kabul ediyor. Pandemi biter bitmez ise bir grup çalışan "Şirket stratejisi değişti" denilerek işten çıkarılıyor.

Böyle bir şirkette kalanların CV'lerini güncel tutmaya başlaması şaşırtıcı olmaz. Güven bir kere kaybedildi mi, geri gelmiyor.

Peki güven nasıl inşa edilir? Tutarlılıkla. Söylediğinizi yapmakla. Hata yaptığınızda kabul etmekle. "Bilmiyorum" diyebilmekle.

Bir CEO'nun tüm şirket toplantısında "Geçen ay aldığımız kararda yanıldım" dediğini düşünün. Salon önce sessizleşir; ama böyle bir açıklık çoğu zaman saygı uyandırır. Çünkü insanlar mükemmel liderler değil, dürüst liderler istiyor.

Gelişim: Sadece Eğitim Değil, Deneyim

"Yılda 20 saat eğitim veriyoruz" diyen şirketler var. Tamam, güzel. Ama o eğitimden sonra ne oluyor? Öğrendiklerini uygulama şansı var mı?

Örneğin bir şirket "Deneyim Rotasyonu" adıyla bir program başlatabilir: Çalışanlar 3 ay boyunca başka bir departmanda çalışır. Muhasebeden biri pazarlamaya, pazarlamadan biri üretime gider.

İlk başta "İş aksayacak" kaygısı duyulabilir. Oysa böyle bir rotasyon önyargıları kırabilir: Muhasebeden gelen biri pazarlama toplantısına farklı bir maliyet bakışı getirebilir, pazarlamacı da üretimde verimliliği artıracak fikirler sunabilir.

İnsanlar gelişmek istiyor. Ama sadece sertifika toplamak değil, gerçekten bir şeyler öğrenmek, deneyimlemek istiyorlar.

Takdir: Zamanlama Her Şey

"Teşekkür ederim" demek bedava. Ama nedense çok cimri davranıyoruz.

Çalışanlara "En son ne zaman işyerinde takdir edildiniz?" diye sorun. Pek çoğunun bir süre düşünüp "Hatırlamıyorum" dediğini göreceksiniz. Hatırlamıyorum!

Takdir etmek bir sanat. Zamanlama çok önemli. Proje bittikten 3 ay sonra "Bu arada, geçen projedeki katkın çok iyiydi" derseniz, etkisi sıfır.

En etkili takdir, spesifik ve anında olandır. "Dünkü sunumda müşterinin sorusuna verdiğin yanıt harikaydı. Özellikle verileri bu kadar sade anlatman çok profesyoneldi." İşte bu, unutulmaz.

Bir de takdirin illa maddi olması gerekmiyor. Bazen bir e-mail, bazen herkesin önünde söylenen bir teşekkür, primden daha değerli olabiliyor.

İş-Yaşam Dengesi: Artık Denge Değil, Uyum

"İş-yaşam dengesi" kavramını artık sevmiyorum. Sanki iş ve yaşam iki ayrı şeymiş gibi. Oysa iş, yaşamın bir parçası.

Bence doğru kavram "iş-yaşam uyumu". Yani işin, kişinin yaşamına uyum sağlaması.

Örneğin sabah 6'da evden çıkıp akşam 8'de eve dönen ve çocuğunu göremediğinden yakınan bir çalışanı düşünün. Haftada 2 gün evden çalışma ve esnek mesai gibi bir düzenleme, çocuğunu okula bırakıp akşam yemeğini ailesiyle yiyebilmesini sağlayabilir. Bu tür esneklik, çoğu zaman hem iyi oluşa hem de verime yansır.

Her çalışanın ihtiyacı farklı. Biri uzaktan çalışmak ister, biri ofiste olmayı sever. Biri sabah 7'de başlamak ister, biri 10'da. Önemli olan, bu farklılıklara saygı duymak ve mümkün olduğunca esnek olmak.

Kültür ve Aidiyet: Zorla Olmaz

"Biz bir aileyiz" diyen şirketlerden kaçın derim. Aile değilsiniz. İş yerindeysiniz. Ve bu gayet normal.

Ama iyi bir kültür yaratabilirsiniz. Nasıl mı? Değerlerinizi sadece duvara asmayarak. Yaşayarak.

Duvarlarında "yenilikçilik" yazan ama yeni fikir sunan herkese "Bütçemiz yok" diyen bir startup düşünün. Bu mu yenilikçilik?

Gerçek kültür, davranışlarda ortaya çıkar. Krizde ne yaparsınız? Başarıyı nasıl kutlarsınız? Başarısızlığa nasıl tepki verirsiniz? İşte kültür bunlarda belli olur.

Son Söz: İnsana Yatırım

Çalışan bağlılığı bir proje değil, sürekli bir yolculuk. Bugün yaptığınız bir şey, yarın unutulabilir. O yüzden sürekli çaba gerekiyor.

Ama işin güzel yanı şu: İnsana yaptığınız yatırım asla boşa gitmiyor. Belki o çalışan bir gün gidecek. Ama gittiğinde sizin hakkınızda neler söyleyecek? İşte asıl mesele bu.

Bir şirketten yıllar önce ayrılmış biri hâlâ o şirketin ürünlerini kullanıyor ve bunun nedenini "orada insan gibi muamele gördüm" diye açıklıyorsa, bağlılık işten ayrıldıktan sonra bile sürüyor demektir.

İşte gerçek çalışan bağlılığı bu. Zorla, parayla, gösterişli etkinliklerle olmaz. Samimiyetle, tutarlılıkla, insana değer vererek olur. Bunun tersi ise sessiz istifa dalgasına zemin hazırlar.

Yarın işe gittiğinizde kendinize sorun: "Çalışanlarım bu şirketi sever mi, yoksa sadece maaş için mi geliyorlar?"

Cevabı beğenmediyseniz, değiştirmeye bugün başlayabilirsiniz. Küçük bir teşekkürle, samimi bir sohbetle, gerçek bir değişim vaadiyle.

Unutmayın, en iyi yetenekler paraya değil, kendilerini değerli hissettikleri yere giderler.

Yazıdaki örnekler, gizlilik gereği kimlik bilgileri değiştirilerek ya da kurgulanarak aktarılmıştır.


Kurumunuzda çalışan bağlılığını artırmak ve sürdürülebilir bir kültür oluşturmak ister misiniz? Hemen bizimle iletişime geçin ve size özel organizasyonel gelişim çözümlerimizi keşfedin.

#çalışan bağlılığı#motivasyon#kurumsal kültür#yetenek yönetimi
Paylaş:
Kurum Psikoloğum

Kurum Psikoloğum

Endüstri ve Örgüt Psikoloğu

Kurumsal psikoloji ve çalışan mutluluğu konularında uzman ekibimiz, şirketlerin insan kaynakları süreçlerini optimize etmelerine yardımcı olur.

Daha Fazla Bilgi Almak İster misiniz?

Kurumsal psikoloji çözümlerimiz hakkında detaylı bilgi için iletişime geçin.

Bize Ulaşın