Tüm Yazılara Dön
11 dk okuma
Rehber

Çalışan Destek Programı (EAP) Sağlayıcısı Nasıl Seçilir? İK İçin Rehber

Kurum Psikoloğum
Kurum Psikoloğum
Kurumsal Psikoloji Danışmanlığı
Çalışan Destek Programı (EAP) Sağlayıcısı Nasıl Seçilir? İK İçin Rehber

Kısa cevap: Çalışan Destek Programı (EAP) sağlayıcısı seçerken dört soruya bakın. Önce modeli seçin: kurum içi psikolog, dış EAP ya da karma yapı. Ardından sağlayıcının kimlerin çalıştığını, çalışanların desteğe nasıl ulaştığını ve ne kadar sürede yanıt alındığını netleştirin. Üçüncü olarak İK'nın hangi bilgiyi göreceğini sözleşmede yazılı hale getirin; iyi uygulama olarak, bireysel kimlik ve seans içeriği İK'ya gitmemeli, raporlar yalnızca toplulaştırılmış veri içermelidir. Son olarak kullanım oranının nasıl sayılacağını baştan tanımlayın, çünkü aynı program farklı yöntemlerle çok farklı oranlarda raporlanabilir.

Şeffaflık notu: Kurum Psikoloğum kendisi de bir çalışan destek programı sağlayıcısıdır. Bu yazıda markaları sıralamıyor ve kimseyi adıyla karşılaştırmıyoruz; sağlayıcı türlerini ve seçim ölçütlerini ele alıyoruz. Aynı ölçütleri bizim için de uygulamanızı öneririz.

Tükenmişliğin arttığını görüp "EAP kuralım" kararını vermiş bir İK yöneticisinin ikinci sorusu genellikle şudur: Kiminle ve çalışanlarımın güvenle kullanabileceği biçimde nasıl kurarım? Programın ne olduğunu zaten Çalışan Destek Programı (EAP) rehberimizde anlattık. Bu yazı bir adım ötesine geçiyor ve bir satın alma değerlendirmesinin iskeletini veriyor.


EAP Nedir? Seçimden Önce Kısa Bir Çerçeve

ABD Personel Yönetimi Ofisi (OPM), EAP'yi çalışanlara ücretsiz ve gizli değerlendirme, kısa süreli danışmanlık, yönlendirme ve takip hizmetleri sunan gönüllü, iş yeri temelli bir program olarak tanımlar. Tanımdaki iki sözcük seçimi doğrudan etkiler: gönüllü ve gizli. Çalışan programa güvenmiyorsa, programın kapsamı ne kadar geniş olursa olsun kullanılmaz.

EAP, iş yerindeki psikososyal risklerin tek çözümü de değildir. Dünya Sağlık Örgütü'nün 2022'de yayımladığı iş yerinde ruh sağlığı kılavuzu yalnızca bireysel müdahaleleri değil; kurumsal önlemleri, yönetici ve çalışan eğitimlerini, işe dönüş süreçlerini de kapsar. Bu nedenle EAP seçimini, iş yükü ve yönetim pratiklerini de kapsayan daha geniş bir çalışan sağlığı yaklaşımının parçası olarak düşünmek yerindedir.


Önce Modeli Seçin: Kurum İçi Psikolog, Dış EAP ya da Karma Model

Ruh Sağlığı Derneği'nin 2017 tarihli basın bülteni, iş yeri psikoloğunun "tam-yarı zamanlı istihdamla veya kurum dışındaki uzmanlardan hizmet alımı şeklinde" kurgulanabileceğini belirtir. Bülten iki seçeneği birbiriyle kıyaslamaz ve biri lehine tercih yapmaz. Hangisinin uygun olduğu, kurumunuzun koşullarına bağlıdır. Aşağıdaki tablo, kararı verirken bakılacak ölçütleri özetler. Bu tablo kendi çalışma çerçevemizdir; bir araştırma bulgusu değildir.

Ölçüt Kurum içi psikolog Dış EAP sağlayıcısı Karma model
Kurumu tanıma Yüksek; kültürü ve ekipleri yakından bilir Sağlayıcıya ve görüşme süresine bağlı Kurum içi kişi bağlamı, dış sağlayıcı kapasiteyi sağlar
Algılanan bağımsızlık Çalışan, psikologu "şirketin kişisi" olarak görebilir Kurum dışı yapı, güveni artırabilir Gizlilik kuralları iki tarafta da yazılı olmalı
Erişim ve süreklilik Mesai ve takvimle sınırlı olabilir Kanal çeşitliliği ve geniş saat aralığı sözleşmeye bağlı Rutin için kurum içi, yoğun dönem ve kriz için dış destek
Kapsam Genellikle psikolojik destek Hukuki, finansal ve ailevi danışmanlık eklenebilir Kapsam ihtiyaca göre birleştirilir
Maliyet yapısı Sabit maaş ve kadro maliyeti Genellikle kişi başı ya da paket bazlı ücret İkisinin birleşimi
Kriz kapasitesi Tek kişiye bağımlı olabilir Ekip ve protokol varsa daha geniş Kurum içi uzman, dış ekiple koordine edilir

Tabloda "olabilir" ve "bağlıdır" ifadelerini bilerek kullandık. Çünkü hiçbir modelin her kurum için daha iyi olduğunu söyleyen kaynak bulamadık ve böyle bir iddiada bulunmuyoruz. Kararı belirleyen genellikle şu sorular oluyor:

  • Çalışanlar, kurum içindeki bir psikoloğa kendi yöneticilerine yakın biri olarak mı bakar?
  • Birden fazla lokasyon, vardiya ya da uzaktan çalışan var mı? Erişim kanalı çeşitliliği önemli mi?
  • Yalnızca psikolojik destek mi, yoksa hukuki ve finansal danışmanlık da mı istiyorsunuz?
  • Kadro maliyetini mi, kullanıma bağlı değişken maliyeti mi tercih edersiniz?

Bu soruların netleştiği bir kurumda model kendiliğinden belirginleşir. Bütçe gerekçesini yönetime nasıl taşıyacağınızı merak ediyorsanız İK bütçesi talebi rehberimize bakabilirsiniz.


Sağlayıcı Türleri: Karşılaştırırken Ne Aradığınızı Bilin

Piyasadaki sunumlar birbirine benzese de, kabaca dört tür ayırt etmek karşılaştırmayı kolaylaştırır. Bu sınıflandırma bu yazı için yaptığımız bir çalışma ayrımıdır; resmi bir tasnif değildir ve bir sağlayıcı birden fazla türün özelliklerini taşıyabilir.

  1. Yardım hattı odaklı EAP: Telefonla ulaşılan, psikolojik, hukuki ve finansal konuları kapsayabilen danışmanlık hattı.
  2. Uygulama ya da platform tabanlı programlar: Çalışanın dijital kanaldan seans, içerik veya egzersizlere eriştiği yapı.
  3. Psikolog liderliğinde danışmanlık kuruluşları: Uzman ekibin, kuruma özel analiz, eğitim ve danışmanlıkla birlikte destek verdiği yapı.
  4. Sigorta ya da yan hak paketine bağlı seçenekler: Başka bir ürünün parçası olarak sunulan destek.

Karşılaştırma yaparken tür adına değil, aşağıdaki kontrol listesine bakın. Bir sağlayıcıyı değerlendirirken kendi web sayfasındaki ifadeyi değil, sözleşmeye yazılabilecek taahhüdü esas alın.


Sağlayıcıya Sormanız Gereken 12 Soru

  1. Uzmanlar kim? Danışmanlık verenler psikoloji diplomasına sahip mi; klinik psikoloji yüksek lisansı ya da ilgili uzmanlık eğitimleri, süpervizyon durumları ve deneyimleri nedir?
  2. Seans sınırı var mı? Kişi başı yıllık seans sayısı ve devam gerektiğinde yönlendirme süreci nasıl işliyor?
  3. Hangi kanallar var? Yüz yüze, görüntülü, telefon, mesaj; hangi saatlerde?
  4. İlk randevuya kadar geçen süre ne kadar? Bu süreyi sözleşmede ölçülebilir hale getirebilir misiniz?
  5. Kriz protokolü nedir? Acil durumda kim, ne kadar sürede devreye giriyor?
  6. Aile yakınları kapsanıyor mu?
  7. KVKK belgeleri hazır mı? Aydınlatma metni, tarafların veri sorumlusu/veri işleyen rollerini tanımlayan sözleşme hükümleri, saklama ve imha politikası ile VERBİS durumunu isteyin.
  8. Veri nerede tutuluyor ve kimler erişebiliyor? Erişim yetkileri yazılı mı?
  9. İK'ya hangi rapor gidiyor? Örnek bir raporu görmeden karar vermeyin.
  10. Raporda en küçük grup büyüklüğü kuralı var mı? Küçük birimlerde kimlik tahmin edilebilir.
  11. Sözleşme bitince veriler ne olacak? Silme, yok etme ya da anonim hâle getirme süreci yazılı mı?
  12. Pilot uygulama mümkün mü? Tam bağlanmadan önce sınırlı bir grupla denemek mümkün mü?

Bu listenin kendi sağlayıcınız için de geçerli olduğunu unutmayın; kurum içi bir psikolog istihdam ediyorsanız 7 ile 11 arasındaki sorular iç süreçleriniz için de sorulmalıdır.


Gizlilik ve KVKK: İK Neyi Görür, Neyi Görmez?

Çalışanların en sık çekindiği konu şudur: "Konuştuklarım yöneticime ya da İK'ya ulaşır mı?" Bu soruya verilecek yanıt hem etik hem de hukuki bir çerçeveye dayanmalıdır. Aşağıdaki bölüm hukuki görüş değildir; kanun metnini aktarır ve iyi uygulama ilkelerini açıklar.

Kanun metni: sağlık verisi özel nitelikli kişisel veridir

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrası, mevzuat.gov.tr'deki güncel metne göre şöyledir:

"Kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veridir."

Aynı maddenin üçüncü fıkrası 2 Mart 2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'la değiştirilmiştir. Güncel metin şöyle başlar:

"Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi yasaktır. Ancak bu verilerin işlenmesi; a) İlgili kişinin açık rızasının olması, b) Kanunlarda açıkça öngörülmesi, [...] halinde mümkündür."

Fıkra bunların yanında başka şartları da sayar. Dördüncü fıkra ise şunu ekler: "Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde, ayrıca Kurul tarafından belirlenen yeterli önlemlerin alınması şarttır." Bu önlemler, Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2018/10 sayılı kararında yer alır. Karar, elektronik ve fiziksel ortamlara, veri aktarımına ve diğer teknik ve idari önlemlere ilişkin maddelerin yanında; özel nitelikli veri işleyenler için ayrı bir politika ve prosedür oluşturulmasını, veriye erişen çalışanlara düzenli eğitim verilmesini, gizlilik sözleşmeleri yapılmasını ve erişim yetkilerinin net tanımlanmasını sayar.

Kanun metni "sağlığı" ile ilgili verileri sayar. Psikolojik görüşme içeriğinin bu kapsamda ele alınması ve hangi işleme şartına dayanılacağı kurumunuzun somut durumuna göre hukuki değerlendirme gerektirir. Temkinli bir yaklaşım, görüşme bilgisini özel nitelikli veri gibi korumaktır. Her kurum, kendi yapısı için ayrıca hukuki danışmanlık almalıdır.

Veri sorumlusu kim?

Kanun'un 3. maddesine göre veri sorumlusu, "kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişiyi" ifade eder. 12. madde ise kişisel verilerin kendi adına başka bir kişi tarafından işlenmesi durumunda veri sorumlusunun, güvenlik tedbirleri konusunda bu kişilerle birlikte sorumlu olduğunu söyler. Sağlayıcı sizin adınıza ve sizin talimatınızla veri işliyorsa (veri işleyen), güvenlik tedbirlerinden onunla birlikte sorumlu olmaya devam edersiniz. Klinik kayıtlar açısından sağlayıcının kendisinin ayrı bir veri sorumlusu olması da mümkündür. Hangi verinin kimin sorumluluğunda olduğu sözleşmenin ve veri akışının somut yapısına bağlıdır; bunu hukuk danışmanınızla birlikte belirleyip sözleşmede ve aydınlatma metninde açıkça yazdırın. Kanun'un 10. maddesine göre veri sorumlusu, verilerin hangi amaçla işleneceği ve kimlere aktarılabileceği konusunda ilgili kişileri bilgilendirmekle yükümlüdür. 12. maddenin dördüncü fıkrası da veri sorumlularının ve veri işleyenlerin öğrendikleri kişisel verileri Kanun'a aykırı biçimde başkasına açıklayamayacağını belirtir.

Pratikte İK neyi görür, neyi görmez?

Aşağıdaki tablo, bir programı tasarlarken savunulabilecek iyi uygulama önerisidir. Kanundan çıkan bir zorunluluk listesi değildir. Kendi sözleşme ve politikalarınızı bu çerçevede, hukuk danışmanınızla birlikte oluşturun.

İK'ya gitmesi uygun olan İK'ya gitmemesi gereken
Toplulaştırılmış kullanım oranı Hangi çalışanın görüşme yaptığı
Genel konu kategorileri (örneğin "iş yükü", "ilişkiler"), yalnızca yeterince büyük gruplar için Seans içeriği ve notlar
Memnuniyet göstergelerinin genel ortalaması Tanı ve tedavi bilgisi
Kurumsal öneriler (örneğin iş yükü, yönetim pratikleri) Küçük birimleri tanımlayabilecek ayrıntılı kırılımlar

Tablonun arkasındaki ilkeler şunlardır:

  • Veri minimizasyonu: İK'nın karar vermek için ihtiyaç duyduğundan fazlası toplanmaz ve aktarılmaz.
  • Yalnızca toplulaştırılmış raporlama: Kanun'un 3. maddesi anonim hâle getirmeyi, kişisel verilerin başka verilerle eşleştirilerek dahi hiçbir surette kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesi olarak tanımlar. Çok küçük gruplarda konu kırılımı bu ölçütü sağlamayabilir; bu yüzden raporlarda en küçük grup büyüklüğü kuralı koymak iyi bir uygulamadır. Eşiğin kaç olacağını sağlayıcınızla ve hukuk danışmanınızla birlikte belirleyin.
  • Bilgilendirme (aydınlatma): Kanun'un 10. maddesi gereği çalışan, verisinin hangi amaçla işleneceğini ve kimlere aktarılabileceğini önceden bilmelidir. Hangi işleme şartına dayanılacağı (örneğin açık rıza ya da 6. maddenin üçüncü fıkrasındaki diğer şartlar) hukuki değerlendirme gerektirir. Açık rızaya dayanılacaksa, Kanun'un 3. maddesine göre açık rıza "belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan" rıza olmalıdır.
  • Klinik kayıtların ayrılması: Seans notları sağlayıcının kendi kayıt sisteminde kalır; İK sistemleriyle ve özlük dosyasıyla birleşmez.

Gizliliğin sınırları

Gizlilik mutlak değildir; sınırların çalışana baştan açıkça anlatılması gerekir. Uluslararası EAP meslek örgütü EAPA'nın 2023 Etik Kuralları, danışanla ilgili bilgilerin yasal zorunluluk, mahkeme kararı ya da danışanın yazılı onayı dışında açıklanamayacağını belirtir. Aynı belgede EAP uzmanının, işveren yönlendirmesi olsa bile, imzalı bir bilgi paylaşım formu olmadan danışanın bilgisini işveren temsilcisine açıklayamayacağı yazar. Etik kuralları ayrıca, bir kişinin ya da üçüncü kişilerin fiziksel güvenliğinin yakın tehlikede olduğuna dair makul gerekçe bulunması durumunda bilgi açıklanabileceğini belirtir. Bu çerçeveyi sağlayıcınızdan Türkiye'deki meslek etiği ve mevzuat açısından da yazılı olarak isteyin.


Kullanım Oranı ve Raporlama: Neyi Ölçmelisiniz?

Çalışan destek programının değeri çoğu zaman tek bir sayıya, kullanım oranına indirgenir. Oysa aynı sözcük farklı sağlayıcılarda farklı şeyleri ifade edebilir. Business Insurance'ın 2007 tarihli bir haberinde, piyasada EAP kullanımı için standart bir tanım bulunmadığı belirtilir. Habere göre bazı programlar yüz yüze görüşme sayısını, bazıları programa ulaşan tekil kullanıcı sayısını, bazıları da her telefon aramasını ve web ziyaretini sayar. Haber eski olsa da çıkardığı ders günceldir: sağlayıcınızın sayıyı nasıl hesapladığını sorun.

Raporda İstemeniz Gereken Göstergeler

Gösterge Nasıl tanımlanmalı?
Tekil kullanıcı oranı Programı kullanan tekil çalışan sayısı ÷ programa hakkı olan çalışan sayısı
Temas ve seans ayrımı İlk temaslar (arama, form, mesaj) ile gerçekleşen seanslar ayrı sayılır
Memnuniyet Ölçüm yöntemi, katılım oranı ve soruları belli olmalı
Konu kategorileri Yalnızca minimum grup büyüklüğünün üstündeki birimler için
İlk randevuya kadar geçen süre Sözleşmedeki hedefle karşılaştırılır

Tablodaki tanımlar tarafımızca önerilen bir çerçevedir; bu yazıda kaynak gösterdiğimiz bir standart değildir. Bir program için kabul edilebilir "iyi" bir oran söylemiyoruz; çünkü yukarıda anlatılan tanım farklılığı nedeniyle, tanımı belirtilmemiş bir oran karşılaştırma için güvenilir değildir.

EAPA etik kuralları da raporlamanın dürüstlüğünü ister: işverene sunulan tüm raporlar programın faaliyetlerini, kullanımını ve sonuçlarını doğru yansıtmalı ve danışan gizliliğine ve bilgi mahremiyetine ilişkin mevzuat raporlamada tutarlı biçimde uygulanmalıdır. Sözleşmenize bu ilkeyi taşıyın.

Yatırım Getirisi (ROI) Ölçülebilir mi?

Kısmen. Joseph, Walker ve Fuller-Tyszkiewicz'in EAP etkinliğini inceleyen sistematik derlemesi (European Journal of Work and Organizational Psychology, 2018) 17 çalışmayı değerlendirir. Derleme finansal getiriyi değil, çalışan sonuçlarını inceler; dahil edilen çalışmaların çoğu önce-sonra desenlidir ve sık görülen sınırlılıklar arasında karşılaştırılabilir bir kontrol grubunun olmaması ile değişken tanımlarındaki tutarsızlıklar yer alır. Derleme, EAP kullanımının iş başında verimsizlik (presenteizm) ve işlevsellik düzeylerinde iyileşmeyle ilişkili olduğunu, devamsızlık bulgularının ise karışık olduğunu bildirir. Yazarlar ayrıca kullanılan ölçümlerin dar kaldığını; sağlık, iyi oluş ve üretkenlik gibi önemli değişkenlerin dışarıda bırakıldığını belirtir. (Açık erişimli kopya) Bu nedenle bir sağlayıcının "her bir liraya şu kadar getiri" biçimindeki iddiasını yöntemi açıklanmadan kabul etmeyin. Şunları sorun: Karşılaştırma grubu var mıydı? Hangi gösterge ölçüldü? Veri kimden geldi?

Pratik yaklaşım, kendi kurumunuzda önce ve sonra karşılaştırması yapmaktır: devamsızlık, işten ayrılma ve çalışan deneyimi anketleri. Gruptaki bireyleri tanımlamadan yapıldığı sürece makul bir yöntemdir. Çalışan kaybının maliyetini hesaplamak için çalışan kaybının gerçek maliyeti rehberimize bakabilirsiniz. Ancak kurumunuzdaki iyileşmeyi tek başına EAP'ye bağlamak, başka faktörler kontrol edilmedikçe mümkün olmayabilir; bunu yönetime açıkça söyleyin.


İlk 90 Gün: Pilot ve Duyuru

Seçim yapıldıktan sonra tam kapsamlı bir açılış yerine kısa bir pilot düşünün. Bu bölüm bir öneridir; ayrıntılı yol haritası için EAP rehberimizi inceleyebilirsiniz.

  1. İlk ay: Sözleşme, aydınlatma metni, rapor formatı ve en küçük grup kuralı yazılı hale getirilir.
  2. İkinci ay: Çalışanlara programın ne olduğu, kimin ne gördüğü ve nasıl ulaşılacağı anlatılır. Yöneticilere programın bir "performans aracı" olmadığı açıkça söylenir.
  3. Üçüncü ay: İlk rapor sözleşmedeki tanımlarla incelenir; gerekirse kanal ve duyuru yöntemi ayarlanır.

Sık Sorulan Sorular

Çalışan destek programı gizli midir?

Gizlilik, program tasarımına ve sözleşmeye bağlıdır. OPM tanımı programı "gizli" olarak niteler; EAPA etik kuralları, yasal zorunluluk gibi istisnalar dışında, yazılı izin olmadan işverene bilgi açıklanmasına izin vermez. Kurumunuzda bunun nasıl uygulanacağını sözleşme ve aydınlatma metni belirler.

İK, kimin psikoloğa gittiğini öğrenir mi?

İyi uygulamaya göre öğrenmemelidir. İK'ya yalnızca toplulaştırılmış, bireyi tanımlamayan raporlar gitmelidir. Bunun nasıl sağlandığını sağlayıcıdan örnek rapor ve sözleşme maddesiyle doğrulayın. Yönetici yönlendirmesiyle gelen durumlarda bile, EAPA etik kurallarına göre çalışanın imzalı bilgi paylaşım onayı olmadan işveren temsilcisine bilgi verilmez; böyle bir yönlendirmede neyin, hangi onayla paylaşılacağını baştan yazılı hale getirin.

Kurum psikoloğu ile EAP arasındaki fark nedir?

Kurum psikoloğu kurumun bünyesinde ya da kuruma düzenli gelen bir uzmandır. EAP ise genellikle dış bir sağlayıcının sunduğu, birden fazla kanalı ve bazen hukuki-finansal danışmanlığı kapsayan programdır. Kimin daha iyi olduğu kurumun koşullarına bağlıdır; ayrıntı için yukarıdaki model tablosuna bakın. İki yaklaşım birlikte de kullanılabilir.

Kaç çalışandan itibaren EAP mantıklıdır?

Bu konuda kaynak gösterebileceğimiz bir eşik bulamadık, bu nedenle bir sayı vermiyoruz. Küçük kurumlarda dış sağlayıcıdan hizmet alımı, kadro maliyetine girmeden başlamanın bir yolu olabilir; ancak raporlamada kimliğin belirlenmemesi için en küçük grup kuralı daha da önemli hale gelir.

EAP sağlık sigortasının yerine geçer mi?

OPM tanımına göre EAP kısa süreli danışmanlık, değerlendirme, yönlendirme ve takip hizmetleri sunar. Sağlık sigortasının ruh sağlığı kapsamı ise poliçenize bağlıdır; ikisinin birbirinin yerine geçip geçmeyeceğini poliçeniz ve sigorta şirketinizle birlikte değerlendirin.

EAP kullanım oranı ne olmalı?

Tanımı belli olmadan oran karşılaştırması yanıltıcıdır. Önce oranın nasıl hesaplandığını (tekil kullanıcı mı, temas mı, seans mı) belirleyin; kendi kurumunuzun oranını zaman içinde izleyin.


Sonuç: Seçim Kriterleri Özeti

  • Model: Kurum içi, dış ya da karma; kararı bağımsızlık algısı, erişim, kapsam ve maliyet yapısı belirler.
  • Gizlilik: İK'ya bireysel kimlik ve seans içeriği gitmemeli; yalnızca toplulaştırılmış rapor alınmalı.
  • KVKK: Sağlık verisi özel nitelikli kişisel veridir; veri sorumlusu rolleri, aydınlatma ve güvenlik önlemleri yazılı olmalı.
  • Raporlama: Kullanım oranının tanımı sözleşmede yer almalı.
  • ROI: Yöntemi açıklanmayan getiri iddialarına temkinli yaklaşın.

Kurumunuz için hangi modelin uygun olduğunu birlikte değerlendirmek isterseniz, Çalışan Destek Programı hizmetimizi inceleyebilir ya da teklif formunu doldurarak ilk değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Bu yazıdaki ölçütleri, bizim önerimizi de aynı şekilde sorgulamak için kullanabilirsiniz.

#çalışan destek programı#EAP sağlayıcısı#EAP seçimi#KVKK#çalışan gizliliği#kurum psikoloğu#EAP kullanım oranı#İK stratejisi
Paylaş:
Kurum Psikoloğum

Kurum Psikoloğum

Kurumsal Psikoloji Danışmanlığı

Kurumsal psikoloji ve çalışan mutluluğu konularında uzman ekibimiz, şirketlerin insan kaynakları süreçlerini optimize etmelerine yardımcı olur.

Daha Fazla Bilgi Almak İster misiniz?

Kurumsal psikoloji çözümlerimiz hakkında detaylı bilgi için iletişime geçin.

Bize Ulaşın

İlginizi Çekebilecek Diğer Yazılar

Çalışan Destek Programı (EAP) Nedir? Teknoloji Şirketleri İçin Kapsamlı Rehber

Çalışan Destek Programı (EAP) Nedir? Teknoloji Şirketleri İçin Kapsamlı Rehber

Çalışan Destek Programı (EAP) ile tükenmişliği azaltın, verimliliği artırın. Teknoloji sektörüne özel veriler ve kurumsal uygulama rehberi.

Oku